Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Erkeklerin Konuşmadığı Hastalık

SAĞLIK

Erkeklerin Konuşmadığı Hastalık

-

 

Erkek ölümlerine yol açan yedinci neden olan bu hastalık, ne yazık ki birçok kişi tarafından itiraf edilmiyor. Depresyonla mücadele ettiğini dile getirebilen kişilerle ve uzmanlarla kulak vererek bu rahatsızlığın nasıl geçeceğini öğrenebilirsiniz.

Düşünebildiğiniz en kötü insanı gözünüzün önüne getirin ve bu kişinin kulağınıza korkunç bir şeyler fısıldadığını hayal edin. Söylediklerinin tümüne inandığınızı ve kendinizi diğer insanlardan izole ettiğinizi düşünün. 32 yaşındaki Joel Robison, depresyonun verdiği hissi işte böyle tanımlıyor.

İngiltere Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü tarafından 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre, erkeklerin yaklaşık yüzde 5’i bir önceki yılda en az bir büyük depresif dönem geçirdiği ortaya çıktı. Fakat bir çok terapist, bu sayının gerçekte kaç kişinin depresyon ile mücadele ettiğini göstermediğini düşünüyor.

Society fort he Psyschological Study of Men and Masculinity’nin kurucu ortağı Ronald Levant, “Erkeklere konulan depresyon teşhisi, kadınların yarısı kadar ancak bu rakam yine de çok fazla,” diyor. Levant, “Depresyon zihinsel hastalıklar arasında açık ara en sık görülen rahatsızlıktır. Birçok erkek depresyonla mücadele ediyor” diyor.

Depresyon nedir

Klinik depresyon, basit bir şekilde üzüntülü ruh haliyle açıklanamaz. Redlands Üniversitesi psikoloji bölümü profesörü Fred Rabinowitz, depresyonun hayatın çeşitli yönlerine yansıyabilecek birçok farklı semptomdan oluşan bir akıl rahatsızlığı olduğunu söylüyor.

Ruhsal Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı’na göre, depresyonun birçok farklı türü olmasına karşın yaygın belirtileri devamlı olarak hissedilen üzüntü, değersizlik, enerji eksikliği, iştah kaybı, uykusuzluk (insomnia), konsantrasyon bozukluğu ve intihar düşünceleridir.

Bu duyguların birkaç gün veya birkaç hafta boyunca geçmemesi, Robison’ın işlerin yolunda gitmediğini anlamasını sağladı.

Hobilerini ve ilgi alanlarını yavaşça terk etmeye başladığını söyleyen Robison, “Bir süre sonra eskiden beni mutlu eden, sevdiğim şeyler için enerjim olmadığını fark ettim. Uyku uyumuyor, yemek yemiyordum. Asabi ve zor biri haline geldim. Üstelik bu asabiyet, depresyonda olmadığım zamankinden çok farklı bir türdeydi” diyor.

Ulusal Ruh Sağlığı Enstitüsü’ne göre, ailenizde depresyonla mücadele etmiş biri varsa, başınızdan travmatik ya da stresli bir olay geçtiyse, beyninizde iyi hissetmenizi sağlayan dopamin ve serotonin gibi kimyasallar düşük olduğunda veya bu üç durum aynı anda yaşadığında depresyona girebilirsiniz.

Depresyonun sebebi ne olursa olsun, açığa çıkardığı hisler dayanılmaz bir hale gelebilir.

Depresyon belirtileri nelerdir

Robison’a göre, duygular dalgalar halinde geliyor ve genellikle geldikleri hissedebiliyordu.

Bu hissiyatın ağır olduğunu söyleyen Robison, “Kaslarım ve vücudum ağırlaşıyordu. Enerjim düşüktü ve miskin hissediyordum. Bu arada hem maraton, hem de ultra maraton koşucusu olduğumu söyleyebilirim. Yani hiç durmadan saatlerce koşabilen bir insandım. Fakat depresyondayken kahve fincanını kaldırmak bile bütün enerjimi tüketiyordu,” diyor.

29 yaşındaki Joshua Beharry, depresyonla tanıştığında 22 yaşındaydı ve enerji sıkıntısı yaşıyordu. Bir yandan da insomnia ile mücadele eden Beharry için asıl problem ise kontrol edilemez ve büyük bir üzüntü hissi yaşamasıydı.

Depresyon nedeniyle hiçbir pozitif duygu hissedememeye başladığını ifade eden Beharry, “Tekrar sağlığına kavuşamayacağı bilinen bir köpek gibi ötenazi hakkımı kullanmak istiyordum. Bir daha iyileşemeyeceğimi düşündüğüm için hayatımı sonlandırmam gerektiğini düşünüyordum. İyileşmek için gerçekten çok çabalamıştım” diyor.

American Foundation For Suicide Prevention’a göre, erkekler kadınlara oranla intihara 3,5 kat daha fazla meyillidir ve intihar, erkekler adına en sık görülen 7’inci ölüm nedenidir.

22 yaşındaki Adam Jaschen de depresyona girdiğinde tüm umutlarını yitirmeye başlamıştı.

O günleri asla unutamadığını söyleyen Jaschen, “Bir noktadan sonra her şeyi bırakıp gitmek istiyorsunuz. Ölümün tüm kötü etkilerini bilmenize rağmen bunu istemeye devam ettiğiniz an gerçekten dehşet verici bir an. Size en yakın kişiler erişilebilir veya gerçek görünmüyor; en ani düşünceleriniz ise ne kadar saçma veya benmerkezci olsalar da, çok daha geçerli geliyor” diyor.

Diğer taraftan depresyona girmiş tüm insanlar intihara meyilli olmasalar da, depresyon intihar ile alakalı en yaygın durumdur.

Erkekler neden depresyondan bahsetmez

Rabinowitz, erkeklerin çoğuna çocukluk dönemlerinde üzüntüyle ilgili ifadelerin bastırılmasının öğretildiğini söylüyor. Bu nedenle erkekler en ağır depresyonlarda bile bunu nadiren dile getirebiliyor.

Beharry, depresyonu zayıflık olarak gördüğü için bu durumdan aylarca bahsedememişti. Bunun yerine hastalığını saklamaya çalıştı. Üzgün ve bitkin gibi değilmiş gibi davranarak uykusunu alıyor ve stresle başa çıkıyordu.

Raninowitz, “Erkek depresyonu bazen zayıflık, üzüntü ya da kırılganlık sergilemediğinizi gösteren ‘erkekler arası kod’ ile ortaya çıkar” diyor.

Erkekler depresyonu dile getirmek yerine sinirli ve alıngan olur, kendilerini tamamen işine adar, diğer insanlarla bağlarını kopartır ve bu durumlarla başa çıkabilmek için alkole düşkün hale gelir. Levant, erkeklerin bu davranışların tümünü kötü hissiyatlarından kurtulabilmek için makul bil yol olarak görmeye başladığını ifade ediyor.

Kadınlara bu nedenle erkeklerden daha çok depresyon teşhisi konulduğunu söyleyen Rabinowitz, “Erkekler her zaman kriterlere uymaz” diyor.

Michigan Üniversitesi’nin erkeklerde daha sık görülen depresyon belirtilerini araştırdığı 5 bin 600 kişilik bir anket çalışmasında, erkeklerin yüzde 26, kadınların ise yüzde 22 oranında tanıları gösterdiğini ortaya çıktı. Fakat geleneksel depresyon semptomlarına baktıklarında ise kadınların bu kriterlere erkeklerden daha çok uyduğunu gördü. Bu “erkeksi” zihniyeti değiştirmek için de terapi yöntemine başvurulması gerektiği düşünülüyor. Zira erkekler, ilk etapta depresyon sıkıntılarından bahsetmekten korkuyor ve Levant’a göre çoğu zaman eşi, arkadaşı ya da depresyon tedavisi görmekte olan bir tanıdığı tarafından cesaretlendirilme ihtiyacı duyuyor. Öte yandan güçlü bir sosyal çevrenin, depresyonu önleyebileceği biliniyor.

Depresyondan nasıl çıkılır

Yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız, doktorunuzla görüşün. Rabinowitz, “Meditasyonların bile olumsuz yan etkilerinin olabildiğini düşünürsek, doktorunuz depresyon belirtileri göstermenize fiziksel durumların neden olup olmadığına karar verecek kişidir” diyor.

Beharry, aile doktorundan randevu aldıktan sonra depresyon tarama testine tabi tutuldu. Test sonuçlarını aldıktan sonra doktoru kendisine anti-depresan ilaçlar yazdı ve terapiye başlayabilmesi için psikiyatristten randevu ayarladı. İyileşebilmenin mümkün olduğunu fark eden Beharry, kendisiyle aynı durumu yaşayan erkeklerin bulunduğu HeadsUpGuys adlı internet sitesini keşfetti ve depresyonla savaşmaya başladı.

Rabinowitz, “Araştırmacılar en iyi tedavi yönteminin ilaç ve terapi kombinasyonu olduğunu söylese de, bu durum herkes için geçeli olmayabilir” diyor. Anti-depresanların kilo alma, insomnia ve cinsel sorunlara yol açma gibi yan etkileri olduğu için bazı kişiler ilk etapta sadece terapi görüyor.

Konuşabileceğiniz bir insan bulun ve depresyona girmenize hangi problemlerin neden olduğunu konuşun. Rabinowitz, “Böylece düşünme şeklinizi değiştirmeye başlayabilir ve hayata başka bir açıdan bakabilirsiniz” diyor. Üstelik bazı durumlarda psikolog ya da psikiyatrist yardımı almaya başlamadan sizi neyin sıkıntıya soktuğunu bilemezsiniz.

Robison destek alma başladıktan sonra, terapisti depresyonunu ilaçsız tedavi etmek için yapıcı yollar bulmasına yardımcı oldu. Bazen sadece konuşabileceğiniz kişiler bile sizi yardımcı olabilir. Erkeklerin yer aldığı konuşma gruplarına da katılabileceğinizi belirten Rabinowitz, “Bu yöntem kulağa ürkütücü gelse de, sizin durumunuzda olan başka insanları gördüğünüzde kendini yalnız hissetmekten kurtulabilirsiniz” diyor.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Hava kirliliği günde 1 paket sigara içmeye eşit

-

Bilim insanları, hava kirliğine sürekli maruz kalmanın, akciğer ve alt solunum yolları hastalıklarına yakalanma riski bakımından günde bir paket sigara içmeye eş değer olduğu söylüyor.

Sputnik’te yer alan habere göre, sonuçları ABD Tabipler Birliği yayını JAMA Journal’da yayımlanan araştırmada, hava kirliliğine yol açan bileşenlerin güneş ışığıyla etkileşimiyle ortaya çıkan yer seviyesindeki ozon gazının, amfizem gibi, akciğerlerde ve diğer oksijen taşıyan alt solunum organlarında ortaya çıkan, doku ve organlar arasında hava boşlukları oluşturarak vücudun yeterli miktarda oksijen kullanmasını engelleyen rahatsızlıkların ortaya çıkmasında, günde bir paket sigara kadar etkili olduğunu belirledi.

Araştırma kapsamında ABD’nin New York, Los Angeles, Chicago, Baltimore, St. Paul ve Winston-Salem kentlerinde yaşayan, yaşları 45 ve 84 arasındaki 7 binden fazla sağlıklı yetişkini 10 yıl boyunca izleyen bilim insanları, hava kirliliği oranlarının yüksek olduğu söz konusu metropollerde yaşayan kişilerde amfizem ortaya çıkma riskinin, hava kirliliği oranlarının düşük olduğu yerlerde yaşayıp günde bir paket sigara içen bireylere eşit olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya önderlik eden Columbia Üniversitesi’nden Dr. Graham Barr, “Hava kirliliğine maruz kalmanın amfizeme yakalanma riskini belirgin şekilde artırdığını gördük. Bu, günde 1 paket sigara içmeye eş değer bir risk oluşturuyor ve vücuda 3 yıl ilave yaşlanmaya eş değer bir zarar veriyor” ifadesini kullandı.

Araştırmanın yazarlarından, Washington Üniversitesi’nden Dr. Joel Kaufman da “Sigara içmek amfizeme yol açan en önemli etken. Hastalığın ortaya çıkmasında hava kirliliğinin de bu kadar etkili olduğunu görmek bizim için sürpriz oldu” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de daha önce yapılan araştırmalarda da yer seviyesindeki ozon gazı yoğunlaşmasının akut solunum hastalıklarına yol açabileceği konusunda uyarılar içeren araştırmalar yayımlanmıştı. Araştırmalarda ABD’de yalnızca 2011’de solunum hastalıkları kaynaklı hastalıklardan 107 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekilmişti.

Devamı

SAĞLIK

4500 yıllık mayadan ekmek pişirdi

-

Antik Mısır’dan kalma bir çanaktaki mayayı kullanarak ekmek pişiren bilim insanı Seamus Blackley, pişirdiği ekmeğin, diğer ekmeklerden daha lezzetli olduğunu söylüyor.

Fizikçi ve video oyunu tasarımcısı Seamus Blackley, Antik Mısır üzerine çalışmalar yürüten Serena Love ve mikrobiyolog Richard Bowman’la ABD’nin Massachusetts eyaletinde bir araştırmada çalıştığı sırada, Antik Mısır’dan kalma bir çanaktan maya kalıntıları çıkardığını söyledi.

Numunelerin kapların gözeneklerinden toplandığını söyleyen araştırmacı, organizmaları uyandırmadan önce bir sterilizasyon tekniği kullandığını söylüyor.

Devamı

SAĞLIK

Metabolizma hızlandırmanın 12 yolu!

-

Metabolizma hızlandırmanın yollarını merak edenler için 12 tüyomuz var.

Vücudunuz bir makine olsaydı, metabolizmanız işletim sistemi olma görevini üstlenirdi: Bütün girdileri, yani besinleri işleyerek sizi fonksiyonel kılan bir sistem. Onu abur cuburla doldurursanız düşük performans gösterecektir. Sisteminizi daha verimli şekilde kullanmak istiyorsanız, beslenme ve antrenman programlarınızı güncellemeyi deneyebilirsiniz.

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

YEŞİLİN GÜCÜ

Tıpkı kahve gibi çay da antioksidan açısından zengindir. Journal of Research in Medical Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, günde dört fincan yeşil çay içen tip 2 diyabet hastaları, çay içmeyenlere göre daha fazla kilo verdi ve tansiyonunu düşük tuttu. Bilim insanları, yeşil çaya has bir antioksidan olan kateşinlerin metabolizmayı hızlandırdığını düşünüyor.

KAHVALTI YAP

Bath Üniversitesinin 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, günün ilk öğünü metabolizmadaki yağ genlerini pasif hale getiriyor ve vücudu antrenmandan sonraki saatlerde daha fazla karbonhidrat yakması konusunda harekete geçiriyor. İtalyan bilim insanlarının yaptığı birbirinden bağımsız araştırmalara göre, kahvaltı ayrıca dinlenen metabolik değerinizi her akşam aynı yemekleri yemekten daha fazla artırıyor.

BOL BOL SU İÇİN

Yüksek protein diyeti yapan sporcuların metabolizmaları yeteri kadar su tüketmeme sebebiyle sekteye uğrayabilir. Yani bol miktarda su tüketmeniz gerekiyor. Frontiers in Nutrition tarafından yayımlanan ve hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bol su tüketmek vücudunuzdaki yağların parçalanmasına yardımcı olarak kilo vermenizi sağlıyor. Elinize küçük bir bardak alıp ofisinizdeki sebile doğru yürümek, iş gününüzün daha aktif geçmesine yardımcı olabilir.

BİRAZ BAHARAT

Sabah tükettiğiniz yulaf ezmeli karışımınızı tarçınla tatlandırmayı deneyin. Metabolism’de yayımlanan 2017 tarihli bir araştırma, baharatların metabolizmanın ürettiği sıcaklık olan termojenez miktarını artırdığını söylüyor. Tam buğday ekmeğinin arasına fıstık ezmesi ve muz koyarak yaptığınız bir tost da benzer bir etki yaratacaktır.

AKŞAM YEMEĞİ YE

İtalyan bilim insanları tarafından yapılan ve PLOS One’da yayımlanan bir araştırmaya göre, günlük toplam kalorilerinin en büyük parçasını akşam yemeğinde tüketenler, bu öğünü günün daha erken saatlerinde tüketenlere oranla obeziteye iki kat daha meyilli oluyor. Bilim insanları bu tarz beslenmenin metabolik fonksiyonlara katkıda bulunan sirkadiyen ritminizle daha doğal bir uyum yakalamanıza yardımcı olacağını söylüyor.

AYARI KAÇIRMA

PLOS One’da yayımlanan ve Hollandalı bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, gün içinde büyük öğünler tüketmekten kaçınan erkeklerin, toplam kalori tüketimi aynı miktarda olan erkeklere oranla daha iyi bir iştah kontrolüne ve daha yüksek dinlenen metabolik değere sahip olduğu ortaya çıktı. Acıktığınız zamanlarda fazla yemenize neden olacak brunch’lara meyletmek yerine elma ve armut gibi ufak atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz.

İyotlu tuz metabolizma hızlandırır mı?

İYOTLU TUZ KULLAN

Deniz tuzları, tiroidinize metabolizmanızı sağlıklı tutması konusunda yardımcı olan iyot bakımından zengin değildir. Günlük 150 mikrogram iyot tüketmeniz tavsiye edilirken, bu miktar yarım çay kaşığı iyotlu tuza tekabül eder. Ancak iyot alabilmek için balık, süt ürünleri, meyve ve sebze de tüketebilirsiniz.

PEDALLARA ASIL

Kopenhag Üniversitesi tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, antrenman sonrasında bisikletçilerin ağırlık kaldıranlara oranla metabolizmayı harekete geçiren FGF21 hormonunun daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle metabolizmanızı hızlandırmak için antrenmanlarınızın sonunda pedal çevirebilirsiniz.

PATLAMA MODUNA GEÇ

İtalyan araştırmacılar, yüksek yoğunluklu kuvvet antrenmanı yapanların geleneksel kuvvet antrenmanları yapanlara oranla egzersiz sonrasında daha fazla kalori yaktığını ortaya koydu. Araştırmalara göre 6 tekrar, 20 saniye dinlenme, 2-3 tekrar, 20 saniye dinlenme ve 2-3 tekrar prensibiyle çalışabilirsiniz. Toplamda iki dakika sürecek üç egzersiz yapın. Set aralarında 30 saniye dinlenerek sekiz seti tamamlayın.

KEMİKLERİNİ GÜÇLENDİR

Kanadalı bilim insanları tarafından 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kan dolaşımında kemik hormonu osteokalsin miktarı fazla olan kişiler şekeri ve yağı daha iyi metabolize ediyor. Osteokalsin hormonunuzu artırabilmek için brokoli, soğan, somon ve zeytinyağı tüketebilirsiniz.

ŞALTERİ İNDİR

Şimdiye kadarki tüm ipuçlarını uygulamaya başlasınız bile, kötü bir uyku tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Yapılan birçok araştırma, yetersiz uykunun metabolizmanızın fonksiyonelliği için bir hayli önemli olan glukoz metabolizmasını ve düzenleyici hormonları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

TELEFONU DA KAPAT

Geceleri Instagram’da gezinmenin tek kötü yanı uykunuzun bölünmesi değildir. Zira bu davranış kilo almanıza da neden olabilir. Northwestern Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, cihazınızdan yayılan mavi ışık insülin direncinizi artırarak vücudunuzun kan dolaşımınızdaki glukozu temizleme kabiliyetini düşürebiliyor.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com