Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Ses tellerini koruyan 10 yöntem

SAĞLIK

Ses tellerini koruyan 10 yöntem

-

 

 Prof. Dr. Mustafa Asım Şafak, ses teli hastalıkları ve tedavi yöntemleri ile ses tellerini koruyucu öneriler hakkında bilgi verdi.

Ses tellerinde oluşan şikayetler pek çok nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Sesin kötü ve uygun olmayan şartlarda, özellikle de uzun süreli ve yüksek tonda kullanılmasından, kafa bölgesi ile boyunda sinir komşuluğunda oluşan tümörlere kadar birçok etken ses tellerinde geçici ya da kalıcı felçlere yol açabiliyor. Ses kısıklıkları ve yutma sırasında öksürük gibi ses teli felcine bağlı şikayetler ise “ses cerrahisi” ile tedavi edilebiliyor.

Ses telleri travmaya açık yapıda

Ses telleri gırtlakta yer alan, sağ ve soldan çok ince bir cilt ile kaplanmış yumuşak doku ve kas lifleri içeren oluşumlardır. Gırtlağın ve ses tellerinin fonksiyonlarını yöneten çok uzun seyirli sinir yapıları bulunur. Bu sinir yapıları beyin sapından doğup, boyunda aşağıya doğru göğüs kafesinin içine kadar iner ve büyük damarların çevresinden dolaşıp, tekrar boyunda yukarı çıkarak gırtlağa ulaşır. Sinirler bu uzun yolculuk boyunca pek çok travmaya açıktır.

Ses teli hasarının kaynağı pek çok nedene bağlı

Beyin sapını veya kafa bölgesini etkileyen çeşitli hastalıklar, boyunda sinir komşuluğundaki tümörler, göğüs kafesinin içindeki pek çok hastalık, sinirin kendisine bağlı farklı hastalıkları durumunda ses tellerinde geçici veya kalıcı felçler oluşabilir. Sesin kötü ve uygun olmayan şartlarda, özellikle uzun süreli ve yüksek tonlarda kullanılması da harabiyete yol açabilir. Ses tellerinde görülen sorunların bir nedeni de tiroit bezlerine komşuluğu olduğu için tiroit cerrahisine bağlı travmalardır.

Ses teli cerrahisi gündeme geliyor

Ses tellerinin felçleri ses cerrahisi tekniğiyle rehabilite edilebilmektedir. Ses teli felcine bağlı sorunlarda, ses telinin yeniden çalışır hale getirilmesinden çok oluşan şikayetin kısmen düzeltilmesine yönelik cerrahi girişimler yapılmaktadır. Örneğin; ses teli felci sonucunda yanda sabit kalan ve ses çıkarma veya yutkunma sırasında orta hatta doğru hareket edemeyen ses teli, orta hatta sabit hale getirilebilmektedir. Sorun, her iki ses telinin birden orta hatta sabit halde felçli kalmasına neden olan bir hastalıksa, nefes darlığı bir sorunu yaşanmakta ve olay, ses kısıklığının önüne geçmektedir. Bu durumda ses tellerinden biri yana çekilerek, yanda sabit halde kalmasını sağlayan cerrahi girişimler gerekir. Böylece nefes darlığı düzeltilir ancak beraberinde bir miktar ses kısıklığı oluşur.

Bağırarak konuşmak sese zarar veriyor

Bağırarak konuşmak ve bağırmayı alışkanlık haline getirmek, mide-gırtlak reflüsü, ses tellerinin irritasyonu veya enfeksiyonları ile gırtlak kanserleri, ses karakterinde bozulma gibi pek çok farklı şikayete yol açmaktadır. Bir haftadan daha uzun süren her türlü ses probleminde mutlaka KBB uzmanına danışılmalıdır. Enfeksiyon durumlarında ses kısıklığıyla birlikte, nefes darlığı, yutma güçlüğü ve yüksek ateş gibi çok daha önemli şikayetler de görülebilir.

İnce ya da kalın ses için cerrahi girişim

Ses telleri, çıkarılan sesin ince veya kalınlığını ayarlayacak şekilde uzayıp incelme ya da kısalıp kalınlaşma gibi fonksiyonlara sahiptir. Ergenlik çağına geldiği sesi kalınlaşmayan erkek çocuklar olduğu gibi sesini kalın bulan kadınlar da olabilir. Bu durumda hastalar sesinin daha kalın ya da ince olmasını isteyebilir. Bu durumda, ince ya da kalın ses çıkaracak şekilde cerrahi girişimler yapılabilmektedir. Ses teli cerrahisine; ses tellerinde polip veya kist oluşumu, yaşlılık nedeniyle ses tellerinin gevşemesi, kronik ödemlere bağlı şişkinlikler, ses tellerindeki yarık veya kanserler gibi sorunlarda başvurulmaktadır.

Gırtlak iskeletinin şekli değiştirilebiliyor

Ses cerrahisinde hastalığın tanımına göre pek çok farklı cerrahi teknik kullanılmaktadır. Bunlar arasında ses tellerinin çevresine değişik materyallerin enjeksiyonları, bir kısım gırtlak kıkırdaklarının çıkarılması, çeşitli dikiş teknikleriyle bazı kıkırdakların yerlerinin değiştirilmesi, gırtlak iskeletinin şeklinin ve pozisyonlarının farklılaştırılması, bu amaçlarla da bir takım protezlerin kullanılması gerekebilmektedir. Ender olarak sinir liflerinin onarımı, sinir ve kas kavşaklarından oluşan köklerin gırtlaktaki bazı kaslara aktarılması gibi tekniklere de başvurulabilmektedir.

Ses tellerinde uzun süreli tedavi gerektiren ya da kalıcı hale gelebilen hasarların oluşmaması için bazı önlemler alınabilir. Bunun için de sesin doğru kullanımı ve günlük yaşam alışkanlıklarında bazı değişiklikler önerilmektedir.

Bunlar;

  1. Yeterli miktarda sıvı almaya özen gösterilmelidir.
  2. Soğuk ve asitli içecekler mümkün olduğunda az tüketilmelidir.
  3. Dumanlı ve tozlu ortamlardan kaçınılmalıdır.
  4. Tütün ürünleri kullanılmamalıdır.
  5. Geniz temizleme hareketi mümkün olduğunca yapılmamalıdır.
  6. Uzun süre konuşulması gerekiyorsa boğazı ara sıra ıslatacak şekilde sıvı tüketilmelidir.
  7. Yüksek sesle konuşmaktan, bağırmaktan kaçınılmalıdır.
  8. Şarkı söylemek için şan eğitimi alınmalıdır.
  9. Gırtlağın ve diyaframın uygun kullanımlarına dikkat edilmelidir.
  10. Ses ile ilgili şikayetler göz ardı edilmemeli, zaman geçmeden uzmana başvurulmalıdır.

Continue Reading
Advertisement

SAĞLIK

Hava kirliliği günde 1 paket sigara içmeye eşit

-

Bilim insanları, hava kirliğine sürekli maruz kalmanın, akciğer ve alt solunum yolları hastalıklarına yakalanma riski bakımından günde bir paket sigara içmeye eş değer olduğu söylüyor.

Sputnik’te yer alan habere göre, sonuçları ABD Tabipler Birliği yayını JAMA Journal’da yayımlanan araştırmada, hava kirliliğine yol açan bileşenlerin güneş ışığıyla etkileşimiyle ortaya çıkan yer seviyesindeki ozon gazının, amfizem gibi, akciğerlerde ve diğer oksijen taşıyan alt solunum organlarında ortaya çıkan, doku ve organlar arasında hava boşlukları oluşturarak vücudun yeterli miktarda oksijen kullanmasını engelleyen rahatsızlıkların ortaya çıkmasında, günde bir paket sigara kadar etkili olduğunu belirledi.

Araştırma kapsamında ABD’nin New York, Los Angeles, Chicago, Baltimore, St. Paul ve Winston-Salem kentlerinde yaşayan, yaşları 45 ve 84 arasındaki 7 binden fazla sağlıklı yetişkini 10 yıl boyunca izleyen bilim insanları, hava kirliliği oranlarının yüksek olduğu söz konusu metropollerde yaşayan kişilerde amfizem ortaya çıkma riskinin, hava kirliliği oranlarının düşük olduğu yerlerde yaşayıp günde bir paket sigara içen bireylere eşit olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya önderlik eden Columbia Üniversitesi’nden Dr. Graham Barr, “Hava kirliliğine maruz kalmanın amfizeme yakalanma riskini belirgin şekilde artırdığını gördük. Bu, günde 1 paket sigara içmeye eş değer bir risk oluşturuyor ve vücuda 3 yıl ilave yaşlanmaya eş değer bir zarar veriyor” ifadesini kullandı.

Araştırmanın yazarlarından, Washington Üniversitesi’nden Dr. Joel Kaufman da “Sigara içmek amfizeme yol açan en önemli etken. Hastalığın ortaya çıkmasında hava kirliliğinin de bu kadar etkili olduğunu görmek bizim için sürpriz oldu” değerlendirmesinde bulundu.

ABD’de daha önce yapılan araştırmalarda da yer seviyesindeki ozon gazı yoğunlaşmasının akut solunum hastalıklarına yol açabileceği konusunda uyarılar içeren araştırmalar yayımlanmıştı. Araştırmalarda ABD’de yalnızca 2011’de solunum hastalıkları kaynaklı hastalıklardan 107 bin kişinin hayatını kaybettiğine dikkat çekilmişti.

Devamı

SAĞLIK

4500 yıllık mayadan ekmek pişirdi

-

Antik Mısır’dan kalma bir çanaktaki mayayı kullanarak ekmek pişiren bilim insanı Seamus Blackley, pişirdiği ekmeğin, diğer ekmeklerden daha lezzetli olduğunu söylüyor.

Fizikçi ve video oyunu tasarımcısı Seamus Blackley, Antik Mısır üzerine çalışmalar yürüten Serena Love ve mikrobiyolog Richard Bowman’la ABD’nin Massachusetts eyaletinde bir araştırmada çalıştığı sırada, Antik Mısır’dan kalma bir çanaktan maya kalıntıları çıkardığını söyledi.

Numunelerin kapların gözeneklerinden toplandığını söyleyen araştırmacı, organizmaları uyandırmadan önce bir sterilizasyon tekniği kullandığını söylüyor.

Devamı

SAĞLIK

Metabolizma hızlandırmanın 12 yolu!

-

Metabolizma hızlandırmanın yollarını merak edenler için 12 tüyomuz var.

Vücudunuz bir makine olsaydı, metabolizmanız işletim sistemi olma görevini üstlenirdi: Bütün girdileri, yani besinleri işleyerek sizi fonksiyonel kılan bir sistem. Onu abur cuburla doldurursanız düşük performans gösterecektir. Sisteminizi daha verimli şekilde kullanmak istiyorsanız, beslenme ve antrenman programlarınızı güncellemeyi deneyebilirsiniz.

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

YEŞİLİN GÜCÜ

Tıpkı kahve gibi çay da antioksidan açısından zengindir. Journal of Research in Medical Sciences dergisinde yayımlanan bir araştırmaya göre, günde dört fincan yeşil çay içen tip 2 diyabet hastaları, çay içmeyenlere göre daha fazla kilo verdi ve tansiyonunu düşük tuttu. Bilim insanları, yeşil çaya has bir antioksidan olan kateşinlerin metabolizmayı hızlandırdığını düşünüyor.

KAHVALTI YAP

Bath Üniversitesinin 2018 yılında yaptığı bir araştırmaya göre, günün ilk öğünü metabolizmadaki yağ genlerini pasif hale getiriyor ve vücudu antrenmandan sonraki saatlerde daha fazla karbonhidrat yakması konusunda harekete geçiriyor. İtalyan bilim insanlarının yaptığı birbirinden bağımsız araştırmalara göre, kahvaltı ayrıca dinlenen metabolik değerinizi her akşam aynı yemekleri yemekten daha fazla artırıyor.

BOL BOL SU İÇİN

Yüksek protein diyeti yapan sporcuların metabolizmaları yeteri kadar su tüketmeme sebebiyle sekteye uğrayabilir. Yani bol miktarda su tüketmeniz gerekiyor. Frontiers in Nutrition tarafından yayımlanan ve hayvanlar üzerinde yapılan bir araştırmaya göre, bol su tüketmek vücudunuzdaki yağların parçalanmasına yardımcı olarak kilo vermenizi sağlıyor. Elinize küçük bir bardak alıp ofisinizdeki sebile doğru yürümek, iş gününüzün daha aktif geçmesine yardımcı olabilir.

BİRAZ BAHARAT

Sabah tükettiğiniz yulaf ezmeli karışımınızı tarçınla tatlandırmayı deneyin. Metabolism’de yayımlanan 2017 tarihli bir araştırma, baharatların metabolizmanın ürettiği sıcaklık olan termojenez miktarını artırdığını söylüyor. Tam buğday ekmeğinin arasına fıstık ezmesi ve muz koyarak yaptığınız bir tost da benzer bir etki yaratacaktır.

AKŞAM YEMEĞİ YE

İtalyan bilim insanları tarafından yapılan ve PLOS One’da yayımlanan bir araştırmaya göre, günlük toplam kalorilerinin en büyük parçasını akşam yemeğinde tüketenler, bu öğünü günün daha erken saatlerinde tüketenlere oranla obeziteye iki kat daha meyilli oluyor. Bilim insanları bu tarz beslenmenin metabolik fonksiyonlara katkıda bulunan sirkadiyen ritminizle daha doğal bir uyum yakalamanıza yardımcı olacağını söylüyor.

AYARI KAÇIRMA

PLOS One’da yayımlanan ve Hollandalı bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmaya göre, gün içinde büyük öğünler tüketmekten kaçınan erkeklerin, toplam kalori tüketimi aynı miktarda olan erkeklere oranla daha iyi bir iştah kontrolüne ve daha yüksek dinlenen metabolik değere sahip olduğu ortaya çıktı. Acıktığınız zamanlarda fazla yemenize neden olacak brunch’lara meyletmek yerine elma ve armut gibi ufak atıştırmalıkları tercih edebilirsiniz.

İyotlu tuz metabolizma hızlandırır mı?

İYOTLU TUZ KULLAN

Deniz tuzları, tiroidinize metabolizmanızı sağlıklı tutması konusunda yardımcı olan iyot bakımından zengin değildir. Günlük 150 mikrogram iyot tüketmeniz tavsiye edilirken, bu miktar yarım çay kaşığı iyotlu tuza tekabül eder. Ancak iyot alabilmek için balık, süt ürünleri, meyve ve sebze de tüketebilirsiniz.

PEDALLARA ASIL

Kopenhag Üniversitesi tarafından 2018 yılında yapılan bir araştırmaya göre, antrenman sonrasında bisikletçilerin ağırlık kaldıranlara oranla metabolizmayı harekete geçiren FGF21 hormonunun daha yüksek olduğu ortaya çıktı. Bu nedenle metabolizmanızı hızlandırmak için antrenmanlarınızın sonunda pedal çevirebilirsiniz.

PATLAMA MODUNA GEÇ

İtalyan araştırmacılar, yüksek yoğunluklu kuvvet antrenmanı yapanların geleneksel kuvvet antrenmanları yapanlara oranla egzersiz sonrasında daha fazla kalori yaktığını ortaya koydu. Araştırmalara göre 6 tekrar, 20 saniye dinlenme, 2-3 tekrar, 20 saniye dinlenme ve 2-3 tekrar prensibiyle çalışabilirsiniz. Toplamda iki dakika sürecek üç egzersiz yapın. Set aralarında 30 saniye dinlenerek sekiz seti tamamlayın.

KEMİKLERİNİ GÜÇLENDİR

Kanadalı bilim insanları tarafından 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre, kan dolaşımında kemik hormonu osteokalsin miktarı fazla olan kişiler şekeri ve yağı daha iyi metabolize ediyor. Osteokalsin hormonunuzu artırabilmek için brokoli, soğan, somon ve zeytinyağı tüketebilirsiniz.

ŞALTERİ İNDİR

Şimdiye kadarki tüm ipuçlarını uygulamaya başlasınız bile, kötü bir uyku tüm çabalarınızı boşa çıkarabilir. Yapılan birçok araştırma, yetersiz uykunun metabolizmanızın fonksiyonelliği için bir hayli önemli olan glukoz metabolizmasını ve düzenleyici hormonları olumsuz etkileyebileceğini söylüyor.

TELEFONU DA KAPAT

Geceleri Instagram’da gezinmenin tek kötü yanı uykunuzun bölünmesi değildir. Zira bu davranış kilo almanıza da neden olabilir. Northwestern Üniversitesinde yapılan bir araştırmaya göre, cihazınızdan yayılan mavi ışık insülin direncinizi artırarak vücudunuzun kan dolaşımınızdaki glukozu temizleme kabiliyetini düşürebiliyor.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com

    Loading RSS Feed