Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

“Teşekkür Ederim” Demek Size İyi Gelir

ERKEK AKLI

“Teşekkür Ederim” Demek Size İyi Gelir

-

 

Daha minnettar olmayı öğrenin. Beyniniz size bunun için teşekkür edecek.

YAZI: DAN HARRIS

ARTAN MUTSUZLUK çağında yaşıyoruz. Birleşik Devletler’deki ağır depresyon teşhisleri 2013 yılından 2016 yılına dek yüzde 33 arttı. Yalnızlık her yerde. Anksiyete, çocukların ve gençlerin yüzde sekizini etkiliyor. 2008 ila 2015 yılları arasında çocuk intihar düşüncesi veya teşebbüsü nedeniyle hastanelik olma oranı, beş ila 11 yaşlarındaki çocuklar da dâhil, tüm yaş grupları için yükseldi.

Yakın zamanda, Good Morning America bölümünün bir parçası olarak, bu kötü trendlerin önlenmeye çalışıldığı Schaumburg, Illinois’deki bir ortaokula gittim. Okul müdürünün bana söylediği gibi, çocuklara matematik ve okumayı öğretmek yeterli değil, onlara nasıl başarılı insanlar olacaklarını öğretmelisiniz.

Başlıca taktiklerinden biri? Minnettarlık. Bugünlerde trend olan minnettarlık, en yanlış anlaşılan ancak fazlasıyla kullanışlı olan konseptlerden biri. Örneğin, özel jetinizin önünde bir selfie çekip #MİNNETTAR hashtagiyle paylaşmanın minnettarlık göstermek olduğunu düşünüyorsanız, yanlış yoldasınız.

Bunun gösteriş budalalığıyla ilgisi yok. Delicesine pozitife odaklanıp sorunsuz bir dünyada yaşıyormuş gibi yapmakla da alakalı değil. Ha, bir de bireylerarası manipülasyonun bir biçimi olarak teşekkür etmeyi kullanabileceğiniz bir yol da değil. (Bu konsepte dair en sevdiğim gülünç tepkilerden biri: “Minnettarlık, geleceğe yönelik iyilik beklentisidir.”)

Doğru yapıldığında, minnettarlık tamamıyla basittir: Hayattaki birçok iyi şeyin kıymetini bilmek için kasti bir teşebbüs. Dahası, bilimin ileri sürdüğüne göre, minnettarlık daha iyi zihinsel sağlıkla ve düzenli uygulandığı takdirde daha fazla egzersizle ilişkili.

Bu minnettarlık kampanyasını Illinois’de eyleme dökmek için, okul minnettarlığın her yaşta enerjiyi artırdığını, uykuyu iyileştirdiğini, depresyonu azalttığını ve uzun vadeli mutluluğun hem optimistliği hem de sosyal bağları artırdığını iddia eden, çok satan The Happiness Advantage kitabının yazarı Shawn Achor ile anlaştı.

Rahatsız edici olmayan bir şekilde bıkıp usanmadan daima neşeli olan Achor, Harvard diplomalı bir mutluluk araştırmacısı. Okul kütüphanesinde kendisiyle röportaj yaptığımda, seri bir şekilde ve tuhaf derecede spesifik istatistikleri ezbere sıraladı. Örneğin, minnettarlığın baş ağrısı, sırt ağrısı ve yorgunlukta yüzde 23 azalmayla korelasyon gösterdiğini belirtti.

Achor’un minnettarlığı öne çıkarma isteği sadece akademik değil. Şu anki doğuştan mutluymuş gibi görünen haliyle örtüşmeyen bir şekilde depresyon krizlerinden muzdaripti. Mesajının merkezinde, mutluluğun yalnızca genlerimiz veya çevremize bağlı olmak zorunda olmadığı, bunun bir seçim olduğu yatıyor. Çalışması, mutluluk hijyeni gibi alışkanlıklar yaratabileceğimizi ileri sürüyor.

“Günde yalnızca iki dakika birinin minnettar olduğu şeyleri düşünmesini sağlarsak veya gün içinde başka birine minnettarlığımızı bir kez olsun ifade edersek, beynimizi daha optimistik ve pozitif olması yönünde eğitmiş oluruz,” diyor Achor. Ve “bu kalıbı sürdürürsek, gerçekten de mutluluk seçiminin bizim için daha kolay bir seçim haline gelmesini sağlar.”

Achor’ın, herkesin -yedinci sınıf öğrencilerinin dahi- uygulayabileceği bir dizi minnettarlık stratejisi var. Sonuçlar okulda etkileyici olduğundan -ulusal olarak yüzde 73 akademik başarı puanından yüzde 96’ya çıktı- bir haftamı günlük iki alışkanlıkla test denemesi yaparak geçirip bana nasıl fayda sağlayacaklarını görmeye karar verdim.

İlk olarak, her gün gerçekten hak ettiğini düşündüğüm iki kişiye teşekkür e-postası yazdım. İkincisi, her gece başımı yastığa koyduğumda, alışkanlık olarak uzun uzun çözmem gereken problemleri düşünmek yerine, birkaç dakikayı gün içinde olan ve minnettar olduğum üç yeni şeyi düşünerek geçirdim.

Achor, minnettarlık uygulamalarının olumluyu tarayan yeni zihinsel kaslar geliştirerek çalıştığını söylüyor. Esasında, bu uygulama bizi varsayılan modumuzdan çıkarıyor. Beynimiz belirgin bir olumsuz önyargıya sahip olmak üzere evrilmiş. Neden? Achor’a göre, bunun nedeni erken insan hayatının tehlikeli olması ve keskin dişli kaplanlar gibi tehditler için tetikte olmamız gerekmesi. Ancak bu tehdit tespiti tertibatı, örneğin Instagram beğenilerimizin azlığından memnun olmadığımızda beynimizin gereksiz şekilde bu antik çıldırma moduna girdiği modern bağlamda bize her zaman yardımcı olmuyor.

Ancak minnettarlığın gerçekten herkese yardımcı olup olamayacağını sorabilirsiniz. Ya bir sığınmacı kampında yaşıyorsanız veya hayatınızı tehdit eden bir hastalıkla savaşıyorsanız? Peki ya bu durumda minnettar olmak mümkün mü?

Achor, bu araştırmaya ilk başladığında mutluluğun bazı kişiler için çok zor olduğunu düşündüğünü söylüyor. Ancak onu şaşırtan bir şekilde, mutluluğu kanser koğuşlarından hapishanelere ve savaş bölgelerine kadar her ortamda bulmuş. “Bizi ileri taşıyacak günlük etkinliklerde anlam bulabiliriz,” diyor. “Ve dünyanın neresinde yaşarsak yaşayalım, mutluluğun bir seçenek olarak kalacağını düşünüyorum.”

Benim için, yalnızca bir haftadan sonra Achor’un minnettarlık egzersizleri gerçekten yardımcı oldu. Takdir edici e-postaları her gönderişimde, gelen kutuma normalde berbat bir bunalma hissi verecek e-posta yerine, hoş bir dopamin salınımıyla düşen samimi bir yanıt aldım.

Ancak gerçek kazanan, hayatımdaki üç yeni pozitif gelişmeyi düşündüğüm gece rutiniydi. Bu ritüelin günümün kalanını etkilediğini, yapılacaklar listemden bir şeylerin üzerini çizmek için gösterdiğim amansız aceleden arada sırada beni bir adım geri atmaya ittiğini gördüm. Yıllar boyunca günlük meditasyon uygulamalarımla peşinde olduğum bir hedefe, durmaksızın geçmişten pişmanlık duymak veya gelecekteki halimi düşünmek yerine şimdi için bir özlem geliştirmeme katkı sağladı. Tüm hayatım boyunca, durup gülleri koklamam konusunda tavsiyeler duydum ancak kimse bunu nasıl yapacağımı bana gerçekten söylemedi. Achor’un stratejileri, en sevdiğim ifadelerden birini faaliyete geçirmenin bir yoluydu: “Hey gidi bu güzel günler.”

Açık konuşmak gerekirse, bu minnettarlık dozu beni endişelenmekten, endişelenmem ve stratejiler oluşturmam gereken tüm şeylerle ilgili stratejiler kurmaktan alıkoymadı. En sevdiğim ifadelerden başka bir tanesi ise: “Güvenliğin bedeli, güvensizlik duygusudur.” Bunun doğru olduğuna hala inanıyorum. Sadece, endişelenme konusunda çok ileri gittiğimde minnettarlığın iyi bir düzeltici olduğunu gördüm.

Bu konuda son derece açık olmak istiyorum: Minnettarlık kesinlikle kayıtsızlık değildir. İşte çok sevdiğim sözlerden biri: “Her şey mükemmel. Ancak biraz geliştirilebilir.”

Bu yazıyı yazarken, Chicago’nun banliyölerindeki o ortaokulda Shawn Achor ile ilk tanışmamın üzerinden aylar geçti.

Teşekkür e-postalarını göndermeyi sonunda bıraktım çünkü her gün yeni bir not yazmak için zaman yaratmanın, dijital tsunamimi yönetmek için zaten boşuna verdiğim uğraşa daha da stres eklediğini fark ettim.

Ancak gecelik minnettarlık ritüelleri hala güçlü bir şekilde devam ediyor ve kalıcı olduklarını düşünüyorum. Aksi takdirde deneyimleyip aklımdan sileceğim olumlu şeylere beni yönlendiren bir uygulamaya sahip olmayı son derece ödüllendirici buluyorum.

Baş ağrılarına, sırt ağrılarına ve yorgunluğa yüzde 23 katkısı olup olmadığını bilmiyorum ama çok iyi hissettirdiğini ve uykuya dalmama yardımcı olma konusunda şaşırtıcı derecede etkili olduğunu biliyorum. Bu bana yeter. #MİNNETTAR.

Continue Reading
Advertisement

ERKEK AKLI

Sosyalben Store & Sarev İş Birliği Paylaşarak Çoğaltıyor

-

Editör :

 Kurulduğu günden bu yana dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklarımızın yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesi adına çalışmalar gerçekleştiren SosyalBen Vakfı’nın çalışmalarına bütçe oluşturmak amacıyla kurulan, satış mağazası SosyalBen Store, 75 yılını kutlayan Sarar markası ile yeni bir iş birliğine imza attı.

Topluma olan sorumluluklarını paylaşarak çoğaltmayı hedefleyen Sarar, “75 Gönülden Sene” sloganıyla SosyalBen Store’un birbirinden renkli ürünlerini ev tekstil markası Sarev’inmağazalarında satışa çıkardı.

Sarev mağazalarında yer alan SosyalBen Store ürünlerinin satışından elde edilecek gelir, taşımalı eğitim gören çocukların umutlu bir geleceğe bakarak gelişimlerini sağlayacak. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan 7-13 yaşındaki çocuklar, tasarım atölyesinde yeteneklerini keşfedip geliştirme fırsatı yakalayacak. Sarar tarafından, vakfın gönüllü grubuna özel tasarlanan tişörtler 2019-2020 dönem saha çalışmalarında yer alacak.

Devamı

ERKEK AKLI

Bridgestone İpek Şenoğlu Cup – Sarar Sponsorluğu

-

Editör :

Sarar, İpek Şenoğlu Cup ile sponsorluk geliştirmeye hazırlanıyor.           

Abdurrahman Sarar’ın 12 metrekarelik bir terzi dükkanında temellerini attığı SARAR bugün; Türkiye’de beş büyük üretim fabrikasındaki yüksek işçilik kalitesi ve özel dikim ayrıcalığıyla hazır giyim sektöründe dünya markalarıyla yarışarak hizmet vermeye devam ediyor.  Sektördeki 75. yılını kutlamakta olan Sarar’ın, Avrupa ve ABD başta olmak üzere yurt dışında birçok konsept mağazası bulunuyor.  

Moda sektöründe 75 yıllık bir tecrübeye sahip olan markayı zirveye taşıyan en önemli etmenlerin başında sponsorluk faaliyetleri geliyor. 

Marka, bu sene sektörde başarıyla geçen 75. yıllarını kutlamak amacıyla, kendi alanlarında öncü olmuş isimleri bir araya getirerek, başarı kavramını tekrar yorumladıkları bir konsept çekim gerçekleştirdi. Türkiye’nin en başarılı sporcularından biri olan İpek Şenoğlu’nun da dahil olduğu bu keyifli projeden sonra, beraber daha iyi işlere imza atabilmek adına İpek Şenoğlu Cup ile sponsorluk geliştirecekler. 

Tenis sporunun Türkiye’de yaygınlaşmasına hizmet eden Bridgestone İpek Şenoğlu Cup Tenis Turnuvası, ülkemizde tenis sporunun gelişimine katkı sağlamak amacıyla 8 yıldır 16 farklı şehirden rekor sayıda sporcuları bir araya getirmeye devam ediyor.

Bu yıl 26 Ağustos – 8 Eylül tarihleri arasında İstanbul Dalyan Kulüp’te gerçekleşecek olan turnuvada toplam 550 sporcu yarışacak. Turnuva katılımcıları Sarar tarafından sporculara özel olarak üretilen tişörtleri giyecekler.

Devamı

ERKEK AKLI

Mango Erkeği Hugo Sauzay’dan tavsiyeler

-

Mango erkeği Hugo Sauzay, merak edilenleri yanıtladı. İşte onun tavsiyeleri.

1- Sen bir modelsin ama aynı zamanda bir iç tasarım şirketine sahipsin. Bu iki alanın ne kadar bağlantılı olduğunu düşünüyorsunuz?

Seyahatler ve toplantılardan besleniyorum, moda ile yaptığım için şanslıyım. Bana farklı kültürlerle, insanlarla ve farklı yaşam biçimleriyle tanışma şansı veriyor. Ne zaman başka bir yerde çekim yapsam, mimari detayların fotoğraflarıyla dolu telefonumla birlikte geri dönüyorum. Yaratıcı insanlarla çalıştığımız için şanslıyız ve onları kreatif süreçte izlemek büyük bir ilham kaynağı. Mimarlıkta olduğu gibi modada da hikaye anlatıcılığı önemlidir. Global bir proje sahip olmak için daha önce yapılan tüm çalışmalar esastır. Sadece kolay bir final görüntüsü değil, zamanın ötesinde bir proje yapmaya çalışıyorsunuz.

2- Katıldığınız projeleri nasıl seçersiniz? Dikkat ettiğiniz ana faktörler nelerdir?

En önemlisi projenin temelindeki insanlar. Moda olmak istemeyen ama doğru bir proje yaratmak isteyen biri.

3- Genç erkek ve kadınlara kendilerine daha güven duymaları için ne önerirsiniz?

Farklılıklara açık kalmak ve ilgi yarattıklarını anlamak. Hoşgörü dışında daha iyi bir yol olmadığını anlamalılar. En önemli şey, senin tutkularını yaşaman ve inanman.

4-Kendi tarzını nasıl tarif edersin ?

Klasik ve sade bir stilim var. Koyu jean, beyaz tişört bir tür üniforma. Kazak ve paltolar için güzel kumaşlara dikkat ediyorum.

5- Mango erkeği ne tür bir erkek?

Mango erkeği modern ve kendinden emin.

6-  Kampanya çekimi sırasında Mango ile olan deneyiminizden bahseder misiniz?

İskoçya’da tipik bir yağmurlu gün boyunca çekim yapıyorduk ancak arkadaş canlısı bir ekip tarafından ısındık. Çekimde hissetmedim, yeşil tarlalarla çevrili bir kalede, koyun ve atlarla dolu nehirlerde arkadaşlarımla daha fazla zaman geçirdim. Muhteşem bir yerdi. Arkadaşlarla rüya gibi bir hafta sonu oldu.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com

    Loading RSS Feed