Bizi Takip Edin
Men's Health Türkiye

Men's Health Türkiye

Yoğun temponun ilacı: Spor

ERKEK AKLI

Yoğun temponun ilacı: Spor

-

 

Gloria Jean’s Coffees Türkiye’nin başarılı CEO’su Mehmet Dinçerler için yoğun iş hayatı, spora gitmemek için bir bahane değil. Aksine sporun iş yaşamını kolaylaştırdığını söyleyen Dinçerler, karşılaştığı sorunları bile spor sayesinde çözüyor.

Röportaj: Uğur Mutlu

Dünyaca ünlü kahve markası Gloria Jean’s Coffees’in CEO’su ve Grup DNC Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Dinçerler, sporu asla hayatının dışına çıkaramayanlardan. Gittiği birçok toplantı, iş seyahatleri ve şube ziyaretleri nedeniyle yoğun bir iş hayatına sahip olan 31 yaşındaki Dinçerler, düşünülenin aksine bu yoğunlukla spor sayesinde başa çıkıyor.

Sporun vücudunu harika bir forma getirmesi dışında hayatına da birçok şey kattığını ifade eden Dinçerler, yorgunluk ve yoğunluk nedeniyle spor salonuna gitmek için bahane bulanlara anlam veremiyor. Genç yaştan itibaren iş hayatına adım atan başarılı iş insanı, sporun hayatına olan olumlu etkilerini ve antrenman sırlarını Men’s Health’e anlattı.

Men’s Health: Spora başlama kararını nasıl aldınız? Bu hikayenin başı nereye dayanıyor?

Mehmet Dinçerler: “11-12 yaşıma kadar grekoromen güreş yaptım. Daha sonra ise sporu bıraktım. Bıraktıktan sonraki dönem, yani 12-17 arası dönem ergenliğin de etkisiyle birlikte tabir-i caizse “obez” dönemimdi. 15 yaşımdayken 120 kiloya kadar çıktım. Tabi o zamanlar ailenizin de spora başla, bu kadar çok yeme gibi telkinlerini dinlemiyorsunuz.”

“17 yaşımda üniversite kazandıktan sonra derslerin başlamasına bir hafta kala “sanırım artık spora başlamam gerek” dedim. Üniversiteye başlamadan önce biraz kilo vermek istemiştim. O sene 8 ayda 40 kilo verdim. 80-82 kilo bandında 3 sene devam ettim.”

“Daha sonra boks yapmaya başladım ve bu 5-6 sene sürdü. O dönemde ağır sıklet tutkunuydum ve 90 kilo üstüne çıkmam gerekiyordu. 8 ayda 10 kilo aldım ve 92 kiloya ulaştım. Tabi bunlar profesyonelce, bilinçli beslenmeyle alınan kilolardı. 10 kiloyu fastfood yiyerek değil spor yaparak aldım. Amacıma da ulaştım.”

“İş hayatımdaki yoğunluğun artması, boksa çok fazla ağırlık veremememe neden olmaya başladı. Boks öyle bir spor ki, hobi olarak yapamazsınız. Boks yaptığım dönemde günde 3 antrenman yapıyorduk. Sabah performans, akşamüstü ağırlık, akabinde boks antrenmanları yapmamanız gerekiyordu. Ancak ben günde sadece bir antrenman yapabiliyordum. Çünkü ben 24 yaşımdayken şu anki şirketimizi kurdum. Bu dönem iş hayatım çok yoğundu ancak yine de sporu bırakmadım. Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım.” “Sonraki dönemde fitness’a ağırlık vermeye başladım. Günümüzden yaklaşık 4 yıl önce ise CrossFit’e başladım. Son 1 yıldır da CrossFit ile Fitness’ı birlikte götürüyorum. Ayrıca dönem dönem yoga yapıyorum.”

“BEN BUGÜN ANTRENMAN YAPACAĞIM DİYEBİLMEK YETİYOR”

MH: Yoğun bir iş hayatınız var. İş hayatınızla sporu bir arada götürmeyi ve bu forma ulaşmayı nasıl başardınız?

MD: Bir gündeki 24 saatimin minimum 1 buçuk saatini mutlaka spora ayırıyorum. Nasıl işe, yemek yemeye vakit ayırıyorsam spora da aynı şekilde vakit ayırıyorum. Spor benim için bir ekstra bir zaman değil, spor benim olmazsa olmazım. Gün içinde yoğunsam sabah uykumdan kısıp, sabah uyuyabileceksem gece spor yapıyorum.”

“Eğer kendinize “ben bugün antrenman yapacağım” diyebildiğinizde, günlük planınızı ona göre ayarlayabiliyorsunuz. Ben iş hayatımda çok fazla seyahat ediyorum çünkü bizim Türkiye’nin 29 şehrinde operasyonumuz var. Bu şehirleri düzenli bir şekilde ziyaret ediyorum. Bununla birlikte yurtdışı seyahatlerim de var. Ancak benim bir huyum var ve gideceğim şehirdeki otele rezervasyon yaptırırken ilk önce orada benim ihtiyaçlarımı karşılayabilecek bir spor salonu olup olmadığına bakıyorum. Yani odanın içine bakmadan önce otelin spor salonunun özelliklerini araştırıyorum.”

“İş seyahatlerimde gün içinde yapmam gerekenleri tamamladıktan sonra dönüşte otele uğrar ve gerek yarım saat, gerek bir saat, gerekse bir buçuk saat sporumu yaparım. Sporumu ayrıca sabah uyandığımda da yapabilirim.”

“SALONDA VAKİT GEÇİRİRKEN BİRÇOK PROBLEM ÇÖZDÜM”

MH: Sporun iş hayatınızda ne gibi faydalarını gördünüz?

MD: “Spor salonuna gittiğimde mutlu olmamın yanında, antrenman yaparken birçok sorunumu da çözüyorum. Salonda kendime ayırdığım 1, 1,5 saatlik vakitte tamamen kendimle baş başa kalıyorum. Bu süre zarfında işteki problemlerimi çözdüğüm oluyor. Spor yapılan sürede insanın aklına birçok şey geliyor. Spor salonunda bir an durup ekibime mesaj attığım, direktif verdiğim bile oluyor. Yani spor benim için aynı zamanda bir ilham kaynağı.”

“Günde kendimize kaç saat ayırabildiğimiz meçhul. Birçok insan kendine yarım saat bile ayıramayabiliyor. Ama spor salonunda tamamen kendinize ayırdığınız bir vakit var. Mesela ben koşarken kafamda o kadar çok şeyi çözümlüyorum ki, hem canım sıkılmıyor hem de birçok problemimi halletmiş oluyorum.”

MH: Haftada kaç gün antrenman yapıyorsunuz? Günde birden fazla antrenman yapıyor musunuz?

MD: “Haftada mutlaka altı gün spor yapıyorum ve bu rakam bazen yediye çıkabiliyor. Bu yedinci günde hiçbir şey yapmasam bile yarım saat yürürüm, yarım saat yoga yaparım. Yüzme imkanım varsa, hafif tempo yüzerim. Vücudumu hiçbir zaman durdurmam.”

“Geçtiğimiz dönemde Los Angeles ve Vegas tatilimiz oldu. 10 günlük tatilin 6 günü antrenman yaptım. Muhtemelen Vegas’a giden hiç kimse spor yapmıyordum ama ben kopamadım.”

“Ayrıca nisan ayından ekim ayına kadar günde çift antrenman yapıyorum. Sabah kalkınca sahilde 45 dakika – 1 saat koşuyorum. Daha sonra işe gidiyorum ve işten çıktıktan sonra ise ağırlık ya da CrossFit antrenmanı yapıyorum.”

MH: Peki, nasıl bir antrenman programınız var?

MD: “Haftada bir veya iki gün tüm vücut çalışmaları yapıyorum. Geri kalan zamanlarda göğüs-ön kol, omuz-arka kol, sırt ve bacak olmak üzere dört farklı antrenman programı uyguluyorum. Bu dört antrenmanı tamamladıktan sonra tüm vücut antrenmanları yapıyorum ve döngü tekrar başa dönüyor.”

MH: Yoğun iş temposundan şikayetçi olanlara ne gibi önerileriniz var? Spor salonuna ayak atma motivasyonunu sağlamayabilmeleri için ne öneriyorsunuz?

MD: “Ben 18 yaşımdan beri tam zamanlı çalışıyorum ve 24 yaşımda kendi şirketimi kurdum. Bazı insanlar bana da “zamanım yok” diyorlar. Cevabım ise “bunu bana söyleme” oluyor. Açıkçası son 2 yıldır biraz rahatlamış olabilirim fakat benim yaklaşık 10 yıllık, fazlasıyla yoğun bir çalışma hayatım oldu. Bu yoğunluk hem zihnen, hem de bedenendi. Her şey kendi motivasyonunuzla ve kendi inancınızla ilgili.”

“Benim için spor yapmak, vücut yapmak veya fit olmaktan ziyade hayat motivasyonu. Spor hayatımın bir parçası ve ben spor yaparken gerçekten mutlu oluyorum. Spor salonunda olmak bana iyi geliyor. Elbette bizim de işlerimiz dönem dönem yoğunlaşıyor. Her insan gibi bizim de maddi, manevi, ailevi sıkıntılarımız olabiliyor. İnsan o dönemlerde kendisini spor salonuna atmak istemeyebiliyor. Ama ben spor salonuna gittiğimde rahatlayacağıma, problemlerimi çözeceğime, hayat motivasyonum ve enerjimin yükseleceğine adım gibi eminim.”

“İşte ben bunları bilerek spora gittiğim için zorluk yaşamıyorum. Spor salonunun yüzde 100 mutluluk garantisi var. Ayrıca aynaya baktığınız zaman herkesin motive olması gereken bir parçası vardır. Aynaya baktığınızda kendinizi kusursuz görüyorsanız, spor salonuna gitmeyin. Ancak eminim ki hiçbir insan kendini kusursuz görmüyor. Aynaya bakın ve kararınızı verin.”

“ANTRENMANDAN ÖNCEKİ KAHVE TERCİHİM DOUBLE ESPRESSO”

MH: Kahveyle antrenmanın ilişkisini nasıl kuruyorsunuz? Mesela siz kahveyi hangi saatlerde tüketiyorsunuz? Antrenmandan önce mi, sonra mı içmeyi tercih ediyorsunuz?

MD: “Kahve, benim işimden ziyade benim bir bağımlığım diyebilirim. Zira kahvesiz bir hayat düşünemiyorum. Sabah kalktığımda, ofise gittiğimde, ofiste geçen süre içerisinde kahve tüketiyorum. Antrenmandan yarım saat önce ise mutlaka bir double espresso içerim. Double espressonun enerji verdiği ve yağ yakımına yardımcı olduğu defalarca kanıtlanmış durumda. Bu nedenle benim tercihim espressodan yana alıyor.”

“Antrenmanın ardından ilk önce yemek yiyorum ve yemeğin ardından, nabzım normalleştiğinde bir kahve daha içiyorum. Akşam saat 8-9 aralığında ise son kahvemi tüketiyorum. En geç 12’ye doğru da uyumuş olurum.”

Vücut geliştirme ve fitness dışında takip ettiğiniz herhangi bir spor dalı var mı?

“Sıkı bir Galatasaray taraftarıyım. Galatasaray futbol takımının maçlarını takip ediyorum. Boks ve UFC müsabakalarını takip ediyorum. Geçmişte hem boks, hem grekoromen güreş yaptığım için bu sporlara olan ilgim devam ediyor.”

“Anthony Joshua’nın yenilgisi gerekliydi diye düşünüyorum. Her şampiyon için bu tarz bir mağlubiyet lazım. Devamlı galip geldiğiniz savaşta hem keyif alamazsınız, hem de kendinize olan güveniniz gereksiz derecede artar. Bence bu yenilgi Joshua için bir sınav. Eskisinden daha iyi bir geri dönüş yapacağını düşünüyorum. Efsane boksör Muhammed Ali’nin bile kemerini dört defa kaybettiğini unutmamak gerekiyor.”

“UFC’de ise Khabib Nurmagomedov’u beğenerek takip ediyorum. Ben dönem dönem jiu-jitsu da yapıyorum. Khabib de güreşçi ve jiu-jitsu’cu. Bu sebeple Khabib için ayrı bir sempatim var.”

YÜKSEK PROTEİNLİ KAHVE ARAYANLARIN TERCİHİ

Gloria Jean’s Coffees, müşterilerini farklı tatlarla buluşturmaya devam ediyor.

Gloria Jean’s Coffees yüksek proteinli, kalorisi düşük, şeker ilavesiz içeceği Protein Shake ile sporcuların günlük kahve ihtiyacını karşılamaya yardımcı oluyor. Gloria Jean’s Coffees’in deneyimli baristaları tarafından hazırlanan bu içecek, spor sonrası kendine gelemeyen kahve severlere, hem enerji vermeyi hem de damak zevkinizi artırmayı amaçlıyor.

Gloria Jean’s Coffees, spor öncesi kalori yakmak ve spor sonrası kaybettiğini gücü geri kazanmak isteyenlere, Protein Shake içeceğini tavsiye ediyor. 200 kalori değerine sahip olan Protein Shake, içinde protein tozu(30gr), espresso, muz, yağsız süt ve buz kullanılarak hazırlanıyor.

Dinçerler, “Ben de bir spor tutkunuyum ve sporcuların ihtiyaçlarının neye yönelik olduğunu anlayabiliyorum. Bazen spora yetişmeniz gerekiyor ve yol üstünde atıştırılabilecek, kafeinli, şekersiz ve yağsız sütten yapılan bir ürün bulamıyorsunuz. Bu açığı gördük ve bütün sporcuların ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir ürün oluşturmak istedik. Bütün şubelerimizde bulunan bu lezzeti herkes deneyebilir” diyor ve ekliyor: “Sadece sporcuların değil, protein ve temiz karbonhidrattan oluşan bir ara öğün tüketmek isteyen herkesin ihtiyacını karşılayabilecek bir ürün”.

FOTOĞRAFLAR: ERHAN TARLIĞ

ERKEK AKLI

Sosyalben Store & Sarev İş Birliği Paylaşarak Çoğaltıyor

-

Editör :

 Kurulduğu günden bu yana dezavantajlı bölgelerde yaşayan çocuklarımızın yeteneklerinin keşfedilmesi ve geliştirilmesi adına çalışmalar gerçekleştiren SosyalBen Vakfı’nın çalışmalarına bütçe oluşturmak amacıyla kurulan, satış mağazası SosyalBen Store, 75 yılını kutlayan Sarar markası ile yeni bir iş birliğine imza attı.

Topluma olan sorumluluklarını paylaşarak çoğaltmayı hedefleyen Sarar, “75 Gönülden Sene” sloganıyla SosyalBen Store’un birbirinden renkli ürünlerini ev tekstil markası Sarev’inmağazalarında satışa çıkardı.

Sarev mağazalarında yer alan SosyalBen Store ürünlerinin satışından elde edilecek gelir, taşımalı eğitim gören çocukların umutlu bir geleceğe bakarak gelişimlerini sağlayacak. Dezavantajlı bölgelerde yaşayan 7-13 yaşındaki çocuklar, tasarım atölyesinde yeteneklerini keşfedip geliştirme fırsatı yakalayacak. Sarar tarafından, vakfın gönüllü grubuna özel tasarlanan tişörtler 2019-2020 dönem saha çalışmalarında yer alacak.

Devamı

ERKEK AKLI

Bridgestone İpek Şenoğlu Cup – Sarar Sponsorluğu

-

Editör :

Sarar, İpek Şenoğlu Cup ile sponsorluk geliştirmeye hazırlanıyor.           

Abdurrahman Sarar’ın 12 metrekarelik bir terzi dükkanında temellerini attığı SARAR bugün; Türkiye’de beş büyük üretim fabrikasındaki yüksek işçilik kalitesi ve özel dikim ayrıcalığıyla hazır giyim sektöründe dünya markalarıyla yarışarak hizmet vermeye devam ediyor.  Sektördeki 75. yılını kutlamakta olan Sarar’ın, Avrupa ve ABD başta olmak üzere yurt dışında birçok konsept mağazası bulunuyor.  

Moda sektöründe 75 yıllık bir tecrübeye sahip olan markayı zirveye taşıyan en önemli etmenlerin başında sponsorluk faaliyetleri geliyor. 

Marka, bu sene sektörde başarıyla geçen 75. yıllarını kutlamak amacıyla, kendi alanlarında öncü olmuş isimleri bir araya getirerek, başarı kavramını tekrar yorumladıkları bir konsept çekim gerçekleştirdi. Türkiye’nin en başarılı sporcularından biri olan İpek Şenoğlu’nun da dahil olduğu bu keyifli projeden sonra, beraber daha iyi işlere imza atabilmek adına İpek Şenoğlu Cup ile sponsorluk geliştirecekler. 

Tenis sporunun Türkiye’de yaygınlaşmasına hizmet eden Bridgestone İpek Şenoğlu Cup Tenis Turnuvası, ülkemizde tenis sporunun gelişimine katkı sağlamak amacıyla 8 yıldır 16 farklı şehirden rekor sayıda sporcuları bir araya getirmeye devam ediyor.

Bu yıl 26 Ağustos – 8 Eylül tarihleri arasında İstanbul Dalyan Kulüp’te gerçekleşecek olan turnuvada toplam 550 sporcu yarışacak. Turnuva katılımcıları Sarar tarafından sporculara özel olarak üretilen tişörtleri giyecekler.

Devamı

ERKEK AKLI

Mango Erkeği Hugo Sauzay’dan tavsiyeler

-

Mango erkeği Hugo Sauzay, merak edilenleri yanıtladı. İşte onun tavsiyeleri.

1- Sen bir modelsin ama aynı zamanda bir iç tasarım şirketine sahipsin. Bu iki alanın ne kadar bağlantılı olduğunu düşünüyorsunuz?

Seyahatler ve toplantılardan besleniyorum, moda ile yaptığım için şanslıyım. Bana farklı kültürlerle, insanlarla ve farklı yaşam biçimleriyle tanışma şansı veriyor. Ne zaman başka bir yerde çekim yapsam, mimari detayların fotoğraflarıyla dolu telefonumla birlikte geri dönüyorum. Yaratıcı insanlarla çalıştığımız için şanslıyız ve onları kreatif süreçte izlemek büyük bir ilham kaynağı. Mimarlıkta olduğu gibi modada da hikaye anlatıcılığı önemlidir. Global bir proje sahip olmak için daha önce yapılan tüm çalışmalar esastır. Sadece kolay bir final görüntüsü değil, zamanın ötesinde bir proje yapmaya çalışıyorsunuz.

2- Katıldığınız projeleri nasıl seçersiniz? Dikkat ettiğiniz ana faktörler nelerdir?

En önemlisi projenin temelindeki insanlar. Moda olmak istemeyen ama doğru bir proje yaratmak isteyen biri.

3- Genç erkek ve kadınlara kendilerine daha güven duymaları için ne önerirsiniz?

Farklılıklara açık kalmak ve ilgi yarattıklarını anlamak. Hoşgörü dışında daha iyi bir yol olmadığını anlamalılar. En önemli şey, senin tutkularını yaşaman ve inanman.

4-Kendi tarzını nasıl tarif edersin ?

Klasik ve sade bir stilim var. Koyu jean, beyaz tişört bir tür üniforma. Kazak ve paltolar için güzel kumaşlara dikkat ediyorum.

5- Mango erkeği ne tür bir erkek?

Mango erkeği modern ve kendinden emin.

6-  Kampanya çekimi sırasında Mango ile olan deneyiminizden bahseder misiniz?

İskoçya’da tipik bir yağmurlu gün boyunca çekim yapıyorduk ancak arkadaş canlısı bir ekip tarafından ısındık. Çekimde hissetmedim, yeşil tarlalarla çevrili bir kalede, koyun ve atlarla dolu nehirlerde arkadaşlarımla daha fazla zaman geçirdim. Muhteşem bir yerdi. Arkadaşlarla rüya gibi bir hafta sonu oldu.

Devamı

Popüler

 

 

www.pilioo.com

    Loading RSS Feed